• USD  6,20
  • |
  • EURO  7,30
  • |
  • BORSA  99.292,47
  • |
  • ALTIN  239,71
SON DAKİKA
VÜCUDUN ÖLÜMÜ ÜMMETİN ÖLÜMÜ (2)

Prof. Dr. Yusuf ÖZERTÜRK 1453fatihpostası@gmail.com

VÜCUDUN ÖLÜMÜ ÜMMETİN ÖLÜMÜ (2)

11 Haziran 2018 12:48

VÜCUDUN ÖLÜMÜ ÜMMETİN ÖLÜMÜ (2)


Birinci bölümde Vücutta baş gösteren basit bir bozukluğun (bir kanser hücresinin) ihmalkârlık gösterilip, zamanında dikkatli davranılmadığında  100 trilyonluk vücut milletini nasıl ölüme götürdüğünü okumuştuk. Bu bölümde de Ümmet hayatında çoğumuz tarafından basit bir günah olarak gördüğümüz bir hatanın Ümmeti nasıl ölüme götürdüğünü okuyacağız.

Cenab-ı Hak insanı yarattı ve onu ebede namzet kıldı. ‘’ANDOLSUN İNSANI BİZ YARATTIK…’’(Kaf-16).

İnsan ihtiyaçlı (ihtiyaç içinde) olarak yaratılmıştır. İnsanın hem zevkleri, hem elemleri ,hem de dünyaya sığmayan ebede uzanan bekâ arzusu vardır. İnsan, hayatının devamını sağlayan maddelere ( Havaya,suya,gıdalara),sevgiye,merhamete,yardımlaşmaya,korunmaya,neslini devam ettirmeye, bir arada, cemiyet içinde yaşamaya ihtiyacı vardır.Bu ihtiyaçlarının temini bir düzeni, sistemi  gerektirir .Aksi halde boğuşma ,kavga başlar. Çünkü insanda nefs (önce kendini düşünme duygusu) vardır. Ālim-i Hakîm, bir rahmet eseri olarak VÜCUD un idaresini insanın iradesine bırakmamıştır. Aksi halde, insan basit bir yemek yeme, su içme işlemini bile beceremez, daha ilk lokmada, bir yudum suda boğulur giderdi. Zira bu basit görünen işlemlerde, seri, koordineli otomatik 10 dan ziyade işlem gerçekleştirilir. İnsan bir taraftan hem nefes alır-verir, ses çıkarır, konuşur, diğer taraftan da yutma işlemini yapar. Şayet irade dışı değil de, iradesiyle bu işi yapmaya kalksaydı; nefes alırken veya konuşurken, lokmayı veya suyu nefes borusuna kaçırır, bir lokmada, bir yudum suda boğulur giderdi. Basit bir yutmada durum böyle olunca, KALP, AKCİĞER vs. organların çalışmasını nasıl ayarlayacaktı?

Rabb-ül Alemîn,insanın enfüsî (nefsi) ve afakî (cemiyet) hayatının düzenlenmesini bir imtihan sırrı olarak insanın iradesine bırakmıştır .Bunda da insan iradesini mutlak yapmayıp sınırlamıştır (cüz’î irade).Ayrıca insanı dünya hayatında tek başına bırakmayıp, ilâhî nizamı(din) ve elçileri(Resuller) ile de yol gösterip desteklemiştir. ’’BİZ, KUR’ĀNDAN MÜ’MİNLER İÇİN ŞİFĀ VE RAHMET OLACAK ŞEYLER (onların  hukukunu düzenleyip, nefislerini huzura erdirecek hükümler) İNDİRİYORUZ.BUNLAR (Kur’an’ın hükümleri) ZALİMLERİN ZARARINI ARTIRIR(zararınadır)’’(İsra-82). Allah, bu İlahi nizamda; insanın kendisiyle, diğer insanlarla, çevresiyle(eko sistem) ve Rabbi ile olan münasebetlerini(hukukunu)  ‘İFRĀT ve TEFRİT’ten uzak olarak ‘İTİDAL’(istikâmet-denge) üzere düzenlemiştir. Mesela; Hukukun düzenlenmesinde: İFRATI, Zulümdür. TEFRİTİ,FİTNE (Kaos)dir.İTİDALİ (dengesi), Adalettir. Yeme-içme ve harcamada; İFRATI ,İsraftır .TEFRİTİ, Buhl(cimrilik) dür. İTİDALİ, İktisattır. Cinsi hayatta; İFRATI, Fücur(zina) dur. TEFRİTİ, Humud (iktidarsızlık) dur. İTİDALİ, İffettir (helale, nikaha var, zinaya, nikahsızlığa yok). İlahi nizamda her şey, ifrat, tefrit ve itidal üzere düzenlenmiştir.Bu düzenlenmeye ‘ HUDUDULLAH’(Allah’ın koyduğu sınırlar, hududlar) denir. İnsanın ve toplumun rahatı ve huzuru ‘HUDUDULLAH’a riayetle mümkündür. Bu hududun aşılması yasaktır(günahtır).

YASAKLARA GİRİLİRSE (GÜNAH İŞLENİRSE) NE OLUR?

1-Fatiha suresi Kur’an’ın kalbi mesabesindedir. Fatiha’daki ‘iyyakenağbüdü ve iyyakenastain’ Fatiha-5. (Allah’ım ancak Sana ibadet(kulluk) ederiz ve yalnız Sen’den yardım dileriz) ayeti de Fatiha’nın kalbi mesabesindedir.Bu ayeti mü’minler beş vakit namazda günde 40 defa tekrar ederler. Yani mü’minler Allah’a ‘BİĀT’ larını (bağlılıklarını) günde en az 40 defa tekrarlamış olurlar. Bu ‘HABL-ULLAH’(Allah’ın ipi,Kur’an) öyle sağlam bir ip ki,buna sıkı sıkıya yapışan asla dalâlete düşmez. Bu öyle bir ‘HABL-ÜL METİN’dir ki, bu sıkı bağla Allah’a bağlanan ihlâslı kulu, bütün şeytanlar ve dalâlet ehli bir araya gelse Allah’tan uzaklaştıramazlar. Bu bağla Allah’a ‘KUL-KÖLE’ olan, başta NEFSİ olmak üzere daha ‘HİÇBİR ŞEYE’ KUL-KÖLE olamaz. Bu tam bir ‘HÜRRİYET’ tir.

 İnsan ‘GÜNAH İŞLEME ÖZGÜRLÜĞÜM VAR’ DEMEMELİDİR.

Bu bağı koparıp, Allah’tan serbest kalmayı hürriyet olarak algılıyanlar, GERÇEKTE HÜRRİYETİ BIRAKIP,KÖLELİĞE MAHKUM OLMUŞLARDIR.HEM DE İHTİRASLARINA VEYA KORKTUKLARI HER ŞEYE.

2-İnsan zayıf olarak yaratılmıştır, pek çok zaafları vardır. İnsanın ihtiyaçları sınırlı, ama ihtirasları (hevâsı) sınırsızdır. Bu yüzden arzularına, ihtiraslarına mağlup olarak Allah’ın koyduğu hudutları ihlâl ederek günah işler. Çok defa bu biçare insanın günaha girmesine ‘CİNNİ ŞEYTANLAR VE ŞEYTANLAŞMIŞ İNSANLAR DA YARDIM EDERLER. ‘’ALLAH SİZİ ZAYIF OLARAK YARATTI….(Rum-54).

Bu zayıf tabiatlı insana, şayet RAHMAN-ÜR RAHİM tövbe etme imkânı tanımasaydı ve onu affetmeseydi İNSAN ÜMİTSİZLİĞE DÜŞEREK BEDBĀHT OLURDU. Bu yüzden TEVVĀB-ÜR RAHİM, günah işleyerek haddi aşan insanı hemen cezalandırmayıp, ona ‘TEVBE’ ikramını sunup, hatasını telafi imkanı vermiştir.

‘’EY İMAN EDENLER! ALLAH’A KESİN(TEVBE-İ NASÛH) BİR TEVBE İLE TEVBE EDİN…(Tahrim-8).

Bu konuda Resulullah sav da şöyle buyurur: ‘Tövbe ediniz! Allah’a kasem(yemin) olsun ki ,ben günde yetmiş kere Allah’a tövbe ve istiğfar ediyorum’ (Buhari,davat,3).

Devam edecek…