• USD  6,08
  • |
  • EURO  6,82
  • |
  • BORSA  86.072,28
  • |
  • ALTIN  251,06
SON DAKİKA
“SİVASLILAR NEDEN ETKİSİZ”

Adil Yıldırım 1453fatihpostası@gmail.com

“SİVASLILAR NEDEN ETKİSİZ”

08 Mayıs 2019 20:42

“SİVASLILAR NEDEN ETKİSİZ”


Bir milletin gücü bireylerinin birbirilerine olan iletişimine, tarihsel bağına ve etle tırnak oluşuna bağlıdır. Akrabalık, komşuluk ve hemşericilik ilişkileri ne kadar güçlü olursa, ne kadar birbiriyle vazgeçilmez bağları kurarsa, milleti millet yapan unsurlarda o kadar güçlü ve ayrılmaz olur. Aile bağını kuramayan, onların sorumluluklarını yerine getiremeyen bir baba; akrabalarına, komşularına, arkadaşlarıyla bağ kurabilir mi, onlara sahip çıkabilir mi ? Bu yüzden “Önce can sonra canan” gelir. Cesaret isteyen bu makaleyi zülfü yare dokunsada yazıyorum.

İşte Sivaslı hemşehrilerimde İstanbul’da en fazla nüfusa sahip oldukları halde, ekonomiye en fazla istihdam ve katkı sunan Sivas’ın Türkiye’ye yayılmış üreten bireyleri oldukları halde, neden temsilde hakettikleri gibi kabul görmüyorlar. İşte bunu oturup Sivaslı hemşehrililerimiz düşünmeli... Bu konudaki eleştirilerimi yapıcı olarak sunmaya çalışıyorum. Arife tarif gerekmez. “Kimse öküzün altında buzağı aramasın.” Kimsenin küsmeden, incinmeden bu durumu sorgulaması gerek. Önce kendimizi, sonra dış nedenleri eleştirmeliyiz. Burdan kendim için nasıl bir hisse çıkartırım diye düşünmek, bizi sağlıklı sonuçlara götürecektir. Nihai karar vericiler, toplumu yönetmede söz sahibi olan yetkililer, siyaseti yönlendirenler, Sivaslıları artık neden dikkate almadığı iyice araştırılmalıdır. Sivaslıların kendi aralarında hizipleştiğini ve hizipleştirildiğini, kısır çekişmelerle baş başa bırakıldığını, Sivaslılardan başka “sağır sultan” dahi gördü ve duydu. Yiğidolar kendi güçlerinin farkında değiller. Öncelikle birbirimizi renk, ırk, ideoloji gözetmeden Allah için sevmeliyiz. Dernek işi gönül işidir.

Sayısı binleri aşan köy, ilçe, il derneği gibi STK’ların yaptıkları, birbirini kucaklamak yerine kutuplaştırmak oldu. “En iyi dernek benim derneğim, yok şu kadar üyem var, köylüm var, yok ilçe nüfusu kadar üyem var” söylemlerinin artık karşılığı olmadığı gibi olumsuz sonuçlar doğurduğu idrak edilmelidir. Naktinden, vaktinden fedakarlık etme işidir. Herkesi kucaklayacak engin gönüllü yüreklilerin sabır işidir. İçten pazarlıkları kabul etmez. Çıkarlara hizmet edenleri hiç affetmez, deşifre eder. STK’larda yöneticilik doğru iletişim kuranların işidir. Gece-gündüz üyelerinin cenaze, hastane, düğün gibi organizasyonlarına tahammül gösterip zaman ayırmayı severek icra etme işidir.

Hemşehrilerinin rızasını almayan, gönlüne girmeyen, tevazu gösteremeyenler ancak sözde dernekçi olur. İsminin başına eklenen ünvanla ancak kart vizit basar, boş tribünlere şov yapar, kimsede dikkate almaz. STK’ların yaptığı yardımlarda; “Sağ elin verdiğini sol elin bilmemesi gerektiği” gibi reklamının yapılamayacağıda bilinmelidir. Zaten sivil toplum kuruluş örgütlerinin çalışmalarını bereketli ve hasbi kılanda yapılan çalışmaların gizlilik içinde kalmasıdır. İşte bu şekilde olduğu zaman STK olmanın güçü ortaya çıkar ve yaptırımı olan bir sosyal örgüt olarak toplumda dikkat çeker.

Hiç bir vilayetin vatandaşı kendini başka çıkar guruplarına kullandırmamalıdır. Üzerlerinden prim yapılmasına müsade etmemelidir. Zamanında ard niyetli oluşumlar, Sivaslıların arasına Madımak olaylarıyla nifak tohumu ekmeye kalktılar. Bunu toplumda gündem yapmaya çalıştı. Bilinçli yurttaşlar böyle hamaset kokan olaylara müsade etmez. Saygıdan, sevgiden ve hoşgörüden uzak söylem ve eylemlerle ülkemizde yıllardır aramıza duvarlar örülmeye çalışıldı. Ve zaman zaman kutuplaştırıldık. Zenginliğimiz olan renklerimiz, farklı bakış ve görüşlerimiz sabote edildi. Özellikle büyükşehirlere göç eden ve dışarıdan güçlü gibi gözüken, ama aslında aralarında konsensüs sağlayamayan Yiğidoların birbirine uzak durmasıda birilerinin işine yaramıyor değil...

Gayri Safi Milli Hasıladan sahip olduğu nüfusa göre fazla pay alan komşularımıza bakıp bir türlü onları örnek alamadık. Enerjimizi, zamanımızı birbirimizle yarışmakla geçirdik. Makam ve mal sahibi olan hemşehrilerimize nazar ettik. Aslında bu tespitler ülkemizdeki tüm şehirlerde yaşayanların sorunu. Burada sadece kendi hissemize düşeni anlatmaya çalışıyorum. Türkiye’nin heryerindeki ve İstanbul’daki Trabzonlu komşularımızı tebrik ediyorum. Türkiye’de hemşericiliğin, dayanışmanın, dernekçiliğe bulaşmadan nasıl olduğunu herkes görsün ve ibret alsın. Kimsede onlara nazar etmesin. Biz neden böyle olamıyoruz diye ders çıkarsın. Trabzonlular her yerde dayanışmalarının ve birlikteliklerinin örneğini gösteriyorlar. Siyasette, ticarette, sporda, turizimde, komşulukta oluşturdukları birliktelik ortada... Bakanlıklarda, Belediye Başlanlıklarında, Siyasi partilerin il ve ilçe başkanlıklarında, meclis üyeliklerinde, bürokraside ve teknokraside her yerde Trabzonlu komşularımız birbiriyle olan dayanışmaları sayesinde yol alıyorlar.

Selçukluya başkentlik yapan Sultan Şehirin mirasçıları, Sivaslıların yeryüzünde yaşayan ve sayısı yedi milyonu aştığı halde, İstanbul’da bir milyonu aştığı halde temsildeki durumları, siyasetteki konumları ve sahip oldukları durum ortada. Sadece basit bir örneğini vereyim: Sivas’a ömrünü hizmetle geçiren, her Sivaslının İstanbul’da, Ankara’da , Sivas’ta eli ayağı olup herkesin istediği an arayıp ulaştığı, vekilliği sürelerinde meclisteki ofisinde hemşehrilere her daim kapısı ve gönlü açık olan, onları ağırlayıp misafir eden Selami Uzun bey nerede.. sahip çıkıldı mı ? Vefâ, sadece Fatih’te bir semt adı olarak anılıyor. Selami Uzun beyin Sivaslıya ihtiyacı olduğunuda zannetmiyorum. Ama Sivas’a ve Sivaslıya çok hizmet etmiş olan Selami Uzun abisine Sivaslının her zaman ihtiyacı olur. Bu şekilde o kadar çok Sivaslı değerimiz ve kamuoyuna mal olmuş insanımız var ki; biz değer bilemeyen, ahd-e vefayı unutan bireyler olmamalıydık. Sadece işimiz olduğunda birilerini hatırlamamalıyız.

Artık temsilde adalet aramak yerine, Sivaslının tarihden gelen misyonu ve vizyonuyla sürdürebilir bir dayanışma örneğini oluşturup; öz değerlerimize sahip çıkıp öncelik vermemiz elzemdir. Kimse bize hakettiğimiz konumu sunmaz. Ancak biz bir olup milletimizle birlikte değerlerimizin farkında olursak hakettiğimiz hayallere ulaşırız. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda ilk başkent olan Sivas’a verilen ağırlık ve önem nerede ? Anadolunun cihangir evladı, vatanın bekçisi olan Yiğidoya hoşgörü, yardımlaşma, merhamet, birbiriyle kucaklaşıp milletiyle beraber yürümeside çok şık düşer... Sivaslı, Sivaslı kardeşini kucaklamadıkça, 3.4.5. adam olarak toplumda ancak kendine yer arar ?

Kimse, kimseye durup dururken haketmediği değeri vermez. Yiğidolar tarihin kendilerine yüklediği görev bilinçiyle artık birbirlerinin rakipi olmadığını idrak etmeli, birbiriyle inatlaşıp kısır döngülerden, birbiriyle kutuplaşmaktan uzaklaşmalıdır. Sivaslılar, toplumda hakettikleri saygınlığı ve yeri ancak boş, gereksiz didişmelerden uzaklaşıp kendi güçlerinin farkına vardıklarında sağlayacaklardır. İlla hemşerilerine iyi adamdı demek için, birbirini sevmek için, ölüm haberlerini mi almalılar, selasının okunmasını mı duymalılar. Kaybetmeden önce Manevi değerlerimizin, Ülkemizin, Sivas’ımızın ortak değerleriyle birbirimizi kabul edip kucaklamalıyız.

Ne yazıkki ülkemizde takım tutar gibi sabit düşünen bireyler, içi boş STK’lar, sürdürülebilirliği olmayan Dernek ve vakıflar, Sivaslının birbiriyle mücadele çarkına su taşıyor. (Sayıları azda olsa iyi niyetli olup alkışı hak eden dernek, vakıf ve STK’ları ve yönetimlerini tenzih ederim) Sivas’ın Binlerce olan Sivil Toplum Kuruluş örgütleri, birbirlerinden uzaklaştırıyorlar. Artık SİVASLILAR birbirini kucaklamalı. Gönüllerine hoşgörü ve sevgi ekmeliler. Biz İstanbul’da 4. veya 5. Olarak görülecek bir topluluk değiliz. Niteliksel çoğunluğumuz karar vericilerde müeyyide oluşturacak yeterliliktedir.

T.C. Devletinin temellerini Gazi Mustafa Kemal Sivas’ta attı. İlk meclis ve başkent Sivas’tır. SİVAS bu ülkede hakettiği yere ancak birbirlerini sevip önyargılı bakışlardan kurtulduğu gün gelecektir. Her Sivas’lının şuan Türkiye’de kapısını rahatlıkla çalıp gideceği kaç Sivaslı Siyasetçisi var. Olanlarda kendi bileğinin güçüyle ve tırnağıyla gelenlerdir. Maalesef Sivaslının derdine derman olacak kapı yok.... Böyle devam edemez, etmemelidir de... Yoksa daima 3. 4. 5. adam olarak görülmeye amade oluruz.