• USD  5,28
  • |
  • EURO  5,96
  • |
  • BORSA  102.715,01
  • |
  • ALTIN  223,38
SON DAKİKA
İSLÂM, DÜŞÜNCEYE İBÂDET PAYESİ VERMİŞTİR

Prof. Dr. Yusuf ÖZERTÜRK 1453fatihpostası@gmail.com

İSLÂM, DÜŞÜNCEYE İBÂDET PAYESİ VERMİŞTİR

27 Ocak 2019 16:45

KARANLIĞI AYDINLATAN İSLÂM


Çağımızda;Akletmek,düşünce ve ilim deyince,nasıl ki aklımıza ‘Batı’ geliyorsa,Orta çağda da ‘Müslümanlar’ akla geliyordu.Orta çağda akletmek,düşünce, gerçekte Hz.Peygamber’le sav başlamıştır.Çünkü tebliğ ettiği Kur’anda,doğrudan veya dolaylı olarak akletmek ve düşünce ile ilgili ‘’Hiç düşünmezmisiniz?’’,’’Ne az düşünürsünüz?,’’Ancak akıl sahipleri anlar’’gibi 100 den ziyade ayet vardır. ‘’Mü’minlerin hepsi toptan seferber olmamalı(savaşa gitmemeli).Her kabileden bir taife fıkıh (hukuk) tahsil etseler ve kavimleri döndüklerinde onları ikaz(dini öğretip) etselerdi ya !..’’(Tevbe-122).Ayetten anlaşıldığına göre;Savaş kaçınılmaz olduğunda millet topyekün seferber olur.Çünkü savaş var olmak,yok olmak durumudur.Bu kadar önemli bir durumda dahi,Allah bir taifenin(grubun) savaşa katılmayıp ilimle meşgul olmasını emrediyor.Böylece bir millette bir kısım insanların ilimle meşgul olmaları ‘ farz-ı kifaye’ olmuş oluyor.Resulullah sav,’Allah-ü Teala verdiği derdin şifasını da verir’ buyurmuştur (Buhari,kitab-üt tıb).Bu hadisle,’Tıb ilmi yapmaya,hastalıkların şifasını araştırmaya teşvik vardır. ‘’ İlim Çin de de olsa arayınız.Çünkü ilim öğrenmek her Müslümana farzdır’’(Camiü’s-Sağir,1/310).Düşünme,araştırma ve ilim öğrenmeye,bu ve buna benzer pek çok teşvik ve tavsiye vardır.
Resûlullah ,kendisine vahyedilen her ayeti, hem hemen yazdırıp kayıt altına aldırıyor,hem de ezberlettiriyordu.Allah Resulü o kadar hassasiyet gösteriyor ve itinâ ediyordu ki,Kendi sözlerinin (Hadisler), Kur’anla karıştırılır endişesiyle yazılmasını, zamanında yasaklamıştır.O’nun bu hassasiyeti sebebiyledir ki,bu gün Kur’an, eksiksiz,fazlasız ve tahrif olmamış olarak elimizdedir.Şayet Resûlullah bu ilmi titizliği göstermemiş olsaydı,Kur’an da ‘İncil’ gibi pek çok tahrif edilmiş Mushaflar halinde olurdu.
Sistematize olmamış,disiblinini kuramamış,müesseseleşememiş bilgi ‘İlim’ olarak kabul edilmez ve devam edemez. Peygamberden sonra yetişen ilim adamları önce islamî ilimlerde,daha sonra da diğer ilimlerde ilim disiplilini yerleştirip, sistematize ettiler.Bu gelişme çekinmeden,hür olarak soru sormayla başlamıştır.Başta Peygamber’e Sahabeler hep soru sormuşlar,sonrada ilim adamlarına talebeleri soru sorup,kendi görüşlerini de serbestçe ifade etmişlerdir.
Düşünce,önce soru sormakla başlar.Eğer bir yerde;insanlar korkmadan, çekinmeden,hapse atılma,aforoz edilme korkusu, endişesi taşımadan soru sorabiliyor,düşüncelerini serbestçe,hür olarak ifade edebiliyorlarsa, orada ilim olur,gelişme olur.Resulullah zamanında bu vasat vardı.O’na her şeyi soruyorlardı,hatta ‘yakasına bile yapışıyorlardı’ da,O, Allah resulü onlara kızmıyordu.Resulullah’tan sonra da, tabiîn alimleri ve onların takipçileri,bilgili,hoş görülü,kendilerinden emin mütevazi kimselerdi.Öyle ki, talebeleri farklı görüş beyan ettiklerinde onlara,’Siz de kim oluyorsunuz ? Ben sizin hocanızken,size fikir beyan etmek düşer mi’ ? dememişler,aksine onları teşvik etmişlerdir.İlk devir İslam alimleri,birbirlerine hased etmez,biri diğerini küçülterek kendini büyük göstermez,herkes kendi meslek ve meşrebinde temayüz ederek itibar kazanırlardı.Bir gün İmam-ı Azam’a,bazı insanlar gelerek ‘ Hasan-ı Basri,Sizin gibi düşünmüyor’ derler.Büyük İmam,onlara ‘Ne yani,O’da,Biz değilmiyiz’ der ( M.Ebu Zehra,İslam mezhepleri). Üzülerek söylüyorum ki,bu gün islam ûlemasından kaç kişi bu şekilde davranabiliyor? İşte başlangıçtaki ilim adamlarının bu tavırlarıdır ki,Orta çağ Avrupasının gecesine, gündüz olmuşlardır. Ortaçağ Avrupasında, Socrates,Galileo,Bruno,Lavoisier gibi düşünce insanları,aforoz edilip yakılırken,giyotine verilirken,İslam ilim adamları taltif edilip,her yerde hürmet görmüşlerdir.Devam edecek.