• USD  5,75
  • |
  • EURO  6,51
  • |
  • BORSA  94.744,02
  • |
  • ALTIN  255,20
SON DAKİKA
İp üstünde yarım asır

Hayrullah ERGÜNER 1453fatihpostası@gmail.com

İp üstünde yarım asır

05 Nisan 2017 12:28

Türkiye’nin yaşayan tek ip cambazı Özdemir Turan… Yarım asırdır ip üzerinde.


4 bin yıllık Türk geleneği olan tel cambazlığının Türkiye’deki son temsilcisi Özdemir Turan. O aynı zamanda bir diş doktoru. İstanbul Fatih’te doğup büyüyen Turan’la yine Fatih’in emektar mekanlarından Orhan Babanın yerinde buluşup kendisine dair hoş bir sohbet gerçekleştirdik.

Önce biraz sizi tanıyalım. Kimdir Özdemir Turan?

Trabzon kökenli bir ailenin çocuğuyum. Fatih’te doğup büyüdüm. Çocukluğum Laleli’de geçti. Laleli çocuğuyum yani.

Bir insan neden ip cambazı olur?

13 yaşındaydım. O zamanlar Şehzadebaşı, cambazhanelerin çok yaygın olduğu bir yerdi. E haliyle kuklabazlar, hokkabazlar, sihirbazlar, ne ararsanız orada... Bu ustaları gördüm ve onlara hayranlık duydum. Sonra tanıştığım bu ustalardan çok şey öğrendim.

Sizinkisi bir gönül işi galiba?

4000 yıllık bir sanat bu. Orta Asya’dan gelip bu topraklardan tüm dünyaya yayılmış. Dünyada hiçbir sirk sanatçısı ve sirk yokken Türk cambazlar varmış. Bu işe gönül vermiş bir adamım.

Aynı zamanda diş doktorusunuz. Sizin için hangisi daha önde?

Evet, ip cambazlığı yaparken bir yandan da eğitimime devam ettim. Okuyup diş doktoru oldum, hekimlik yaptım. Ama aşık olduğum cambazlık mesleği ağır bastı. Tüm dünyayı, bu meslek sayesinde gezip gördüm. Hala gezmeye devam ediyorum. Bu bir gönül işi, ben de bir gönül adamıyım. Bir misyon yüklendim, bunu tarih adına yaşatmaya çalışıyorum.

UNESCO’nun kültür mirası kapsamındasınız. Bu nasıl oldu?

UNESCO, insan odaklı kültür mirasını dünyanın her yerinde araştırıp, insan odaklı kültür mirası olan kişilere bir paye veriyor. Benim de Türkiye’de yaşayan son ip cambazı unvanım olduğu için UNESCO’nun insan odaklı kültür mirası kapsamına alındım. Maddi bir getirisi yok ama manevi getirisi var. Çocuklarıma miras olarak bırakacağım bir zenginlik benim için.

Tüm Türkiye’yi gezip dolaştım dediniz. Bize anlatacağınız ilginç bir anınız var mı?

Rahmetli Atıf kaptan, ‘’Türk Beyaz Perdesi Sahnede’’ diye turne yapıyordu. Ben de o zaman ustamdan ayrılmış sihirbazlık gösterileri yapıyordum. Onlarla beraber turneye çıktım. O zaman Alanya-Antalya arasında yol yoktu, tekneyle geçiliyordu. Gösteri sonrası yorgun düşüp otelde uyumuşum. Sabah bizi getiren teknenin motor sesiyle uyandım. Kalktım perdeyi bir açtım. Baktım ki rahmetli Atıf Kaptan ve Renan Fosforoğlu, bana el sallıyorlar. Eyvah Geciktim! diyerek hemen toparlanıp aşağı iniyordum ki otelin sahibi Hacı amca, kolumdan tutup ‘’Hooop! Nereye gidiyorsun, seni rehin bıraktılar.’’ dedi.

Neye karşılık rehin bırakmışlar ki sizi?

Onların buraya otel parası borcu varmış. Beni de bu borca karşılık rehin bırakmışlar. Otel sahibi Hacı amca da ‘’Onlar İstanbul’a gidip parayı kazanıp gönderince sen serbest kalacaksın.’’ dedi. Ben de 1 gün, 2 gün, 3 gün derken 1 hafta otelde kaldım. Ama ne gelen var, ne de giden. Baktım olacak gibi değil. Hacı amcaya bana izin ver gidip köy kahvelerinde gösteri yapayım, para kazanayım, sana getireyim dedim. Hacı amca kabul etti. Köy kahvelerinde şapkayla para toplamaya çıkıp gösteriler yaptım, para kazandım. Hem otelin borcunu ödedim hem de oradan kurtuldum.

Gösterilerinize halkın ilgisi nasıl?

Mesleğe halkımızın ilgisi çok iyi. Gösterim bittiğinde, insanlar boynuma sarılıp benimle resim çekiliyor. Bu sevgi beni çok mutlu ediyor.