• USD  6,20
  • |
  • EURO  7,30
  • |
  • BORSA  99.292,47
  • |
  • ALTIN  239,71
SON DAKİKA
“HAK, HADDİNİ BİLİP MÜCADELE ETMEKLE KAZANILIR”

Adil Yıldırım 1453fatihpostası@gmail.com

“HAK, HADDİNİ BİLİP MÜCADELE ETMEKLE KAZANILIR”

10 Temmuz 2018 14:53

Hak, bir toplumun milli ve manevi değerleri için değişmeyen doğrunun tâ kendisidir.


Hak, bir toplumun milli ve manevi değerleri için değişmeyen doğrunun tâ kendisidir. Devrimlerle değerlerimiz yok edilerek, Hak’kı ve hakların, ülkemizde yaşanılması yasaklanıp suç haline getirildi. Bir milletin, huzur, adalet ve refah içinde yaşaması, milli, manevi ve eğitim sistemi gibi haklarına sahip çıkmasından geçer. Ülkemiz, huzura, barışa, bizi biz yapan değerleri üstün kılana kadar nöbeti bırakamayız. Biz son nefesine kadar, Allah’a kul olmada durmamız söz konusu olamaz. Mücadelemiz amansız bir şekilde devam ermelidir. Müslümanın emeklisi olmaz. Müslümanın Hak vaki olana kadar, ömrünü adadığı “büyük İslam davası” olur.

Ülkemiz tarihindeki en büyük katılımlarından biriyle Cumhurbaşkanı seçilen, Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın haklı zaferini hazmedemeyen bir avuç müsvedde topluluğunun, Cumhurbaşkanımıza yaptığı küstahlığı kınıyorum. En kısa sürede bu işte dahli olanların adalet önünde, başkalarınada örnek olacak şekilde hesap sorulmasını bekliyorum. YÖK Başkanınından, ÖDTÜ’de devamlı bu tür kanunsuzluklara karşı önlem alınmamasını ve devamlı toplumun huzurunu bozan, bu tür militan yetiştirilmesine müsade eden ÖDTÜ yönetimiyle ilgili soruşturma açmasını bekliyorum.

ODTÜ zihniyeti, karanlık ve şer zihniyetlerin güdümünde olan, kendi milli ve manevi değerlerine hassasiyeti olmayan, zihniyetin odağı oldu. Filistin vatandaşının terör devleti İsrail’in topraklarını işgali karşısında, Türk Bayrağından ve onun sahibi Türk Milletinden güç alıp protesto ederken, ÖDTÜ’lü militanı elinde Alman bayrağıyla mezuniyet töreninde türübünleri selamlıyor. Sen hangi milletin vatandaşısın edepsiz. İşte ÖDTÜ’deki bu sahneler eğitim hakkının, hangi amaçlar için kullanılıp, beyni yıkanan öğrenci müsbetteleridir. Bunları yetiştiren aydın görünümünlü casuslar, demokrasi, fikir özgürlüğü, din hürriyeti, inanç hürriyeti gibi argümanları amaçlarına giden yolda araç olarak kullanıp, yetiştirdikleri militan öğrencilerle toplumun değerlerine zarar veriyorlar.

ODTÜ, gizli kuruluş amaçı olan, misyonerlik ve hırıstiyanlık faaliyetlerine hizmet eden Lut kavmi düşünce ve davranışları sergileyen, milletin değerleriyle çatışan bir zihniyetin merkezi oldu. Kuruluşunda, öğrencilere ücretsiz İngilizce dersi vermeyi amaç ediniyordu. Sözde barış gönüllülüğü kisvesiyle yola çıkmışlardı. Artık aleni bir şekilde, Emperyalizmin ve siyonizmin lobiciliğini yapan, gizli amaçları olan, bir yapının “ayrıştırıcı fikir tohumlarını eken” bilimin ışığında değilde, “ahlaksızlıkların doktora yaptığı” bir çatı haline geldi. Öğrencilerin beynini yıkayan, laikliği ve Atatürkçülüğü kılıf olarak kullanan, eğittiği öğrencileri devletin milli ve manevi değerlerine karşı isyan duygularıyla besleyen, şer odaklarının cirit attığı sözüm ona, eğitim kurumu haline geldi..

Bir başka örnekte, İzmir Ondokuz Mayıs Üniversitesinde yaşanıyor. İlahiyat Fakültesi Dekanı, Prof. Dr. Rıza Şavaş, mezuniyet töreninde, öğrencilere, velilere ve haziruna şöyle sesleniyor.. “Biz ilahiyat Fakülteleri olarak şunu her zaman her yerde savunuyoruz. Geleneklerimizle modern bakışı birleştirip, “YENİ BİR İSLAM ANLAYIŞI YORUMU, DOĞRU BİR İSLAM YORUMU ÇIKARAN KURUMLARIZ.” diyor. Haydi buyurun buradan yakın. Orda bulunan bir veli duruma tepki gösteriyor. “Hocam bu İslamiyetin neresinde var ya ! Bu ne rezilliktir” diye isyan ediyor.

Dekanın dediği gerçekse, bütün üniversitelerin ilahiyat Fakülteleri “Yeni İslam Anlayışını” benimsemişse “Yandı gülüm keten helva” Daha önce bunların kimler olduğunu, ülkemize verdikleri zararları gördük. Yahu Profesör olmuşsun, İlahiyat fakültesine Dekan olmuşsun; ama dinde yeni bir “islam anlayışı yorumunun” ne manaya geldiğini idrak edememişsin. Dinde yenilenme olur mu ? İslam dini güncellenebilir mi ? İslamiyet ve Kuran’ı Kerim, Sünnet ve Hadisler, kıyamete kadar her konuda, şüphe bırakmayacak bir şekilde açıklama yapmıyor mu ? Ey Dekan efendi, bu söyleminle bütün kariyerine ve saygınlığına gölge düşürdüğünü, İlahiyat fakültelerinin içler acısı durumda olduğunu teşhir ettiğinin farkında mısın? Mezuniyet törenindeki bu konuşmalar ve görüntüler, bu milletin geleceğini yetiştirecek çok hayati bir konu olan ilahiyat fakültelerinin, mezunlarının kalitesini ve çocuklarımıza ne verilebirliğini sorgulamamızı akla getiriyor. İlahiyat mezunu kızları, yüksek topuklu ayakkabılarla sahneye çıkartıp, O çocukları erkekler karşısında göbek attıran, koro eşliğinde şarkı, türkü söylettiren bu pespayeliği, Kuran’ın hangi ayeti, Rasülüllahın hangi sünneti, Fuka-i Ümmetin hangi görüşü size öğretti. Pes yahu !

Başörtüsünü kazandık ama içini boşalttık diyenleri haklı çıkarttın Dekan efendi...
Günümüzde maddi ve manevi değerlerimiz olan görevlerimiz ve haklarımız, bazen öyle amacından uzaklaştırıldı ki! Tesettürü, Modanın bir parçası gören, etrafındakilere mesaj vermek için, tesettürün araç olarak kullanılması, müslümanların yüreğinde kanayan bir yaraya dönüştü... Bu Gayretullah’ın gücüne gider. Bu İslamın değerlerini sulandırır.

Ömrü çilehanede mücadeleyle çileyle, islama hizmetle geçen bir ecdadın mirasçıları olarak, Kabe’yi yönetme sevdasına talip olan bir millet olarak, bize bırakılan sorumluluklara ve emanetlere duyarsız kalamayız. Ey İslam kardeşliği ! Ey İman kardeşliği; Zülümler, haksızlıklar tuzaklar karşısında birbirimize uzak duramayız, tuzak kuramayız, birbirimize nazar edemeyiz ...

Kuran, Sünnet ve vatan aşkıyla İstiklal marşımızı yazan Mehmet Akif’in söylediği gibi; “Ey utanmaz, sıkılmaz ! Bari gülmekten utan. Irzımızdır çiğnenen. Namusumuzdur doğranan. Ey sıkılmaz, utanmaz ! Bari gülmekten utan.” Düşman uyanıkken uyumak maskaralıktır. Küçük hesaplarla birbirimizin sevgisini, saygısını, enerjisini azalmak vatana, millete, İslam kardeşliğine zarar vermektir. Üniversitelerimiz, ülkemizde, uluslarası arenada, vizyonlarıyla, misyonlarıyla ön plana çıkmalı. İlim ve irfan merkezi olacak şekilde eğitim ve öğretime kanalize olmalı. Uluslarası arenada, projeleriyle, çalışmalarıyla, insanlığa sunduğu kaliteli hizmetleriyle gündem oluşturmalı. Başarılarıyla isminden söz ettirmeli...

Rektörlerin, Dekanların, Öğretim görevlilerinin, çalışanların Ve öğrencilerin en önemli hedefi vatanına, milletine borçlu oldukları görev ve sorumluluklarına hizmet edecek şuura sahip olmalarıdır. Bu görev ve sorumluluklar; ülkenin menfaatlerine olmalı. Milli, manevi değerlere zarar vermemelidir. Velhasılı Kelam: Hak, had bilmektir. Hak, sınır aşmak değildir. Devlet hak dağıtmada adil olmalı... Hak’kkım diye, haddi aşanada hak ettiğini sunmalıdır. Tabiki mevzuya bahis olan eleştirilerimizde iyi niyet taşıyan, kurum, kişi ve düşünceleri tenzih ediyorum. Devlet Büyüklerimizin, Diyanet İşlerimizin, YÖK’ün, ilgili bakanlıkların ve kurumların, Eğitim Haklarımızın korunması ve eğitim hakkının doğru olarak kullanılması ve kullandırılması için Üniversiteler başta olmak üzere, tüm eğitim ve öğretim arenasında herkesin üzerine düşeni yapılmasını umuyorum. Hak, dilde olan dua ile değil, fiiliyata ve davranışlara yansıyan eylemlerle hedefe ulaşır.