• USD  5,38
  • |
  • EURO  6,08
  • |
  • BORSA  90.528,64
  • |
  • ALTIN  214,26
SON DAKİKA
15 Temmuz ’’Yeniden Diriliş”

Cuma İçten cuma.icten@gmail.com

15 Temmuz ’’Yeniden Diriliş”

16 Temmuz 2018 10:10

24. Dönem AK Parti Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten Türk halkının vermiş olduğu ikinci istiklal savaşını tüm ayrıntılarıyla yazdı.


24. Dönem AK Parti Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten Türk halkının vermiş olduğu ikinci istiklal savaşını tüm ayrıntılarıyla yazdı.
İçten, vesayetçilik karşısında, demokrasiye karşı yapılmaya çalışılan kalkışma karşısında, koca bir millet olarak ne denli sağlam ve tek vücud durduğumuzu anlattığı yazısında; "Bizler İNSANLIK ONURUNUN mücadelesini veriyoruz. 15 Temmuz özgürlük mücadelesi ile yeni medeniyetin yazıldığı yeni bir diriliş ile kıyama kalktığımız yeni bir Türkiye’nin ilk adımlarıdır" dedi.

İşte Cuma İçten'in o yazısı:

15 Temmuz “Yeniden Diriliş”

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. 
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! 
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım. 
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
 
Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı: 
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. 
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı: 
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
 
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? 
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda! 
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda, 
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Rahmetle ve minnet ile andığımız Mehmet Akif Ersoy’un besmele ile, atalarımızın kanları ile sulanmış toprakları üzerine, yüreğinden kaleme dökülen ve ay yıldızlı bayrağımız ile dalgalandırdığı sözleri ile başladık.
 
İstiklal marşımız nezdinde dalgalanan ay yıldızlı bayrağımız ve onun gereğini yerine getiren Türkiye Cumhuriyeti devleti;  sadece bizim değil, dünyanın her karış toprağında yaşayan, dini dili ırkı rengi mezhebe ne olursa olsun, Hz. İbrahim Milletinin gönlünü açtığı, yüzünü döndüğü, ümmetin kurtuluş olarak benimsediği ve mazlumların umudu olan bir devlettir.
 
Bizler;
1071 Sultan Alpaslan’ın kazandığı zafer, 1187 Kudüs’ün  fethi ile yeni bir medeniyet yazmış ecdadın torunlarıyız. Bizler, bu medeniyet içerisinde kucaklayan, ayrımcılık yapmayan, adaletli olan, farklılıkları zenginlik olarak gören her kesimi kucaklayan bilimi sanatı kültürü önemseyen, zalime ELİF mazluma VAV olan bir anlayış ile bin yıldır üç kıtada destanlar yazacak devletler ve imparatorluk kurarak tarihe altın harfler ile ismini yazdıran ecdadın torunlarıyız.
Selam olsun hepinize.
 
Bizler;
bize bırakılan mirasa orta Asya’da, Afrika’da, Avrupa’da ve dünyanın birçok ülkesinde ciddi bedeller ödeyerek sahip çıkıyoruz. Osmanlı imparatorluğu olarak üç kıtada ayak basmadık yer bırakmadık, gittiğimiz her coğrafyaya barışı sevgiyi kardeşliği huzuru ve mutluluğu götürdük. El uzattığımız her millet ile barışık yaşadık. Asla hiç bir yeri işgal etmedik, aksine zulme maruz kalanların ricasını emir bilerek fetihler gerçekleştirdik. Hiç bir inancı, hiç bir dili, hiç bir rengi ret etmedik, ötekileştirmedik. Farklı yaşamlara saygı ile baktık, bir Hacı Bektaş’ı veli, birde Mevlana olduk.
 
Selahaddin’i Eyyubi’nin ve Fatih sultan Mehmet’in torunlarına selam olsun,
Kudüs’ü ve İstanbul  fetih edilirken Hristiyanlar ve Museviler tarafından çiçekler ile karşılanan dedelerimiz onların daveti ile fetihler gerçekleştirmiş ve adaleti hakim kılmıştır.
Adalet hakim kılmak isteyenlere selam olsun.
 
 
Mazlumların kanını emerek yaşamlarına devam eden vampirler,
Milletimizin, devleti Aliye Osmanlının hakim olduğu topraklarda kirli oyunlar oynayarak, kardeşi kardeşi kırdırtarak, üç kıtada sahibi olduğumuz adaletli yönetimi ile barışın hakim olduğu toprakları bir bir ellerimizden aldılar.
 
Önce içimize fitne soktular, sonra kendi içimizdeki insanlarımızın kulağına fısıldadılar, annelerin ellerinden çocukları alıp kendileri yetiştirip kendi insanımız ile bizleri vurmaya kalktılar. İçeriden ihanetleri körüklediler. Farklı inançları farklı dilleri farklı mezhepleri birbirlerine düşman ettiler. Kardeş kanını döktürdüler. Kabillerin sayısını artırdılar. Habilleri katlettiler. İşi dinler kavgasına getirdiler sara annemizin çocukları ile Hacer anemisin çocuklarını kavgasını yaşatmak istiyorlar.
 
Ülkemiz her taraftan işgale uğradı ve kendi küllerinden dirilerek ciddi bir mücadele yürütüldü, cumhuriyet kuruldu özgürlüğümüzü ciddi bedel  ödeyerek alsak bile Habillerden vazgeçmediler. Hacer’in çocuklarını hep sömürmek istediler tek bir parti ile onlarca yıl ülkemizi yönettirdiler çocuklarımızı değerlerimize düşmen ettiler camileri kapattılar farklı düşüncelere farklı yaşamalara müsaade etmediler.
 
He ne kadar demokrasi olsa bile milletin seçtiklerinin yönettiği hakim oldukları bir ülkeye izin vermediler.
 
Batı ile doğuyu, siyah ile beyazı, Türk ile kürdü, baba ile oğlu hep birbirinden ayırmaya çalıştılar.
 
Yine tüm bunları içimizdeki zihniyetleri satın aldıkları hainler ile yaptılar. Biliyorlardı asla bu milleti dışardan birileri yenemez tarih hep bu örnekler ile doludur. Bizi bizim içimizdekiler ile hep vurdular. Osmanlı girdiği tüm savaşlarda galip olur iken en büyük darbeyi kendi Türk soylarından ve saray içerisindeki darbelerden alıyordu.
 
Biliyorlardı, Türkiye ayağa kalkarsa Hz. İbrahim’in milleti ve ümmeti ayağa kalkacaktı.
 
Biliyorlardı, biz tek milletiz biz dik durursak mazlumların kanları ile beslenemeyeceklerdi.
 
Biliyorlardı, bu coğrafya tarihte olduğu gibi hep  yeni Selâhaddinlere yeni Fatih sultanlara gebeydi.
Her kıtayı her coğrafyayı yönetmeyi becerenler peygamberlerin yaşadığı Ortadoğu coğrafyasını yönetemiyorlardı.
 
Biliyorlardı, bu topraklar bereketli topraklar ve bu topraklara hakim olanlar dünyaya hakim olurlar.
 
Biliyorlardı, bu arzularının önündeki en büyük engel Türkiye’dir. Türkiye düşer ise küresel güçleri ile birlikte dünyaya hakim olacaklardır.
 
Türkiye, Azerbaycan’dır,
Türkiye Cezayir’dir Mısırdır.
Türkiye Filistin’dir Mekke’dir Medine’dir.
Türkiye Viyanadır Bağdat’tır Mezopotamya’dır.
Türkiye düşer ise; ümmet düşer, mazlumlar düşer, insanlık onuru düşer.
 
Selâhaddinlerin ve Fatihlerin açtığı yarayı unutmayanlar, torunlar üzerinden tarih ile hesaplaşmak istiyorlar.
 
Bu bizim tercihimiz değil tarihin ve zalimlerin kan emicilerin tercihidir.
Biz tarihin geçmişinde olduğu gibi Sara annemizin çocuklarının, Kabillerin insanlığın kanını emmesine müsaade etmeyeceğiz.
Osmanlıyı yıkmaya çalıştılar küllerinden TÜRKİYE doğdu.
Türkiye kurulduğun günden bu güne kadar bizleri yıkmaya çalıştılar ama beceremediler. Alevi Sünni çatışması çıkartmak istediler olmadı. Kürt Türk kavgası çıkartmak istediler olmadı. Sağ sol dediler yine beceremediler başaramadılar her seferinde daha güçlü olduk daha pekiştik.
 
Bizi ayırmak ve işgal etmek isteyenler devletin içine sızdılar, geçmişte olduğu gibi Devleti ele geçirmek istediler ama yine başaramadılar.
 
Bazen papaz kılığına, haham kılığına, hoca, bazen iş adamı kılığına, bazen en üst düzeyde siyasetçi oldular, asker, hakim oldular ve ikide bir kılık değiştirdiler yine başaramadılar. Bazen de dağa çıkan terörist oldular ve hep aynı zihniyete hizmet ettiler. Yıllarca gözümüz içine baka baka “tavşan kaç tazı tut” oyununu oynadılar. Eğitim, sosyal, kültür ve ekonomik güçleri ele geçirdiler, devletin içinden güç aldılar birini kötü gösterip kendilerinin kurduğu desteklediği sözde iyi birinin kucağına ittiler.
 
Yıllarca bitmeyen bir terör belasını ülkemize bela ettiler. Kürdü Türk’e, Türkü kürde düşman etmeye çalışırken, küçücük bedenlere sığmış kocaman yüreğe sahip çocuklarımızı kendi ellerimiz ile toprağa gömdürdüler.
 
Dedelerimiz bize miras bıraktıkları köyleri yaktılar bilmediğimiz diyarlara bir gece ansısın yokluk içinde göç ettirdiler, kocaman şehirlere göç ederken değerlerimizi yozlaştırdılar. Faili aslında belli olduğu halde susan bir anlayış ile faali meçhul hale getirilen on binlerce cinayetler işlenerek insanlarımız katledildi. Kendi elimiz ile vatan için askere yolladığımız canlarımızın cenazeleri omuzlarımızda taşıyarak on binlerce şehitler verdik. Tüm bunları yapanlar tarihte Selahaddin’e ve Fatih’e silah çekenlerdi. İstanbul’u işgal edip gitmek zorunda kalınca bunu hazmedemeyenler, İstanbul işgalini çiçekler ile karşılayanlar ve işgalciler gittiğinde ise göz yaşı dökenler bizler ile hala uğraşmaya devam ediyorlar.
 
Defalarca kendi askerimizin eli ile darbeler yaptılar ve bizi ayrıştırmaya çalıştılar.
Her darbe milleti daha fazla güçlendirdi ama bunu görmediler.
Hoca kılığında Siyonistler hizmet eden birini çıkardılar ve kendi çocuklarımızı kendi elimiz ile teslim ettiğimiz bir yapının oluşumunu büyümesini sağladılar.
Bu zihniyetler tarihin her döneminde benzer işleri hep yaptılar. Amaçları kendi çocuklarımız ve insanlarımız ile bir darbe yapıp devleti ve milleti ele geçirerek bölmek parçalamak sömürmek ve hesaplaşmaktı.Aynı zihniyetler Abdülhamit’i tahtan indirip sürgün etmişlerdi. Aynı zihniyetler, Adnan Menderesi asarak şehit etmişlerdi. Aynı zihniyetler Turgut Özal’I zehirleyerek şehit etmişlerdi. Milli olan her şeye karşılardı.
 
Türkiye,
2002 yılında Recep Tayyip Erdoğan ile yeni bir hükûmet anlayışı ortaya konulmasına şahitlik yapıyordu. Tüm vesayetçi yapılar devlet içine sızmış hainler milli olan her adımı engelliyor ve yıkmaya darbe vurmaya çalışıyordu. Başkan olamamasından, parti kapatmaya, darbe kalkışmaları, e-muhtıralar, vs. Hep ciddi engeller konuldu. Ekonomik sosyal kültürel alanlarda hep ciddi darbeler yapıldı yetmedi terör her seferinde azdırılmak istendi, tüm bunlara REİS direndi kimseyi ötekileştirmeden yapması gerekenlere odaklaştı, çünkü biliyordu kendi içimizdeki kendi vatandaşlarımızdan diğer zalim zihniyetlere hizmet edenlerin bir engeliydi bu.
 
Hukuk dışına çıkmadan onların yaptıklarından farklı olarak ecdadından aldığı örneklik ve milletten aldığı güç il kendi içimizdeki hainleri yenmeye çalıştık. Uzun bir yoldu bu, en yakınındakiler bile sana zara verecekti, nitekim binlerce suikastlar ve planlar ortaya çıktı. En yakın koruması yaveri terör örgütü elemanları çıktı.
 
Türkiye dış politikalarda başını kuma gömen değil, etrafı ile ilgili gelişimlerde fikri olan ve söylemlerini hayata geçiren bir yapıya kavuştu. Osmanlı topraklarımız bize engel olmak isteyenler tarafından işgal edilmiş ve cetveller ile çizdikleri bu coğrafyayı kendilerine hizmet eden diktatörlere teslim edilmişti.
 
Türkiye Mehmet Akif’in dediği gibi,
BEN EZELDEN BERİ HÜR YAİADIM HÜR YAŞARIM HANGİ ÇILGIN BANA ZİNCİR VURAÇAKMIŞ ŞAŞARIM,
diyenlerin ve bunu dolu dolu yaşayanların bir ülkesidir.
 
Biz asla esaret altında yaşamadık yaşamayız da. Bizi sömürdükleri diğer Müslüman ülkelerin milletleri ile karıştırıyorlar. Bunun sonucu olarak dedelerimizi katledip, topraklarımızı elimizden alarak içimizdeki hain diktatörlere teslim edenlerin yine kendi insanımıza veya akrabalarımıza yaptıkları zulümlere asla boyun eğmedik susmadık.
 
İşte van minüt bunun çıkışıdır.
Bana ait olan toprakları gelip ali cengiz oyunları ile elimden alçaksın, düzmece diplomatik oyunlar ile terörist bir devlet kuracaksın ve tüm dünyanın gözünün içine baka baka Filistinli çocukları katledip mağduriyeti oynayacaksın. Türkiye buna hayır dedi işte ateşin ilk çıktığı Siyonistlerin ilk dellendiği ve kendilerince kalemimizi kırdıkları  VAN MİNÜT olayıdır.
 
Uluslar arası sularda FİLİSTİN devletine yardım malzemesi götüren mavi Marmara gemisinde gerçek terörist İSREAL (İsrail) 10 vatandaşımızı şehit etmişti. Ardında Siyonistler Oslo görüşmelerini Fetö üzerinden deşifre ederek devletin terör ile mücadelesine büyük darbeler vurdular.
 
Yetmedi, taksimdeki 15 ağacı bahane ederek gezi olaylarını çıkartarak GEZİZEKALILARIN bu işe çanak tutmasını sağladılar.
 
Yetmedi, 17-25 aralık darbe kalkışması ile Ak Parti hükümetini devirmek istediler.
 
Yetmedi, devlet içindeki tüm vesayetçileri ayaklandırarak devlet işlerini tıkayacak bir noktaya getirdiler.
 
Yetmedi, istihbarat içindeki isimleri deşifre ederek yüzlerce mit elemanını şehit ettiler.
 
Çözüm süreci ile toplumsal uzlaşma sağlanması ile ilgili atılan ciddi adımları provoke ederek pkk’nın terör faaliyetlerini artırmasın sağladılar.
Devlet içindeki fetöcü yapılar, pkk’nin terör faaliyetlerini ciddi anlamda desteklediler.
Diyarbakır dan kandili bombalamak için kalkan uçaklar orda görev yapan bir general tarafından dağdaki teröristlere haber verdiği ortay çıktı. Pkk nın en güçlü olduğu zirve yaptığı süreci yönettiler. Böylece pkk’nın aslında devlet içinde daha güçlü olduğu tescillenmiş oldu. Yine baş edemediler başka yolları kalmadı her attıkları adımlar kendilerine döndü her seçimde yaptıkları hileler kendilerine çevrildi ve hep kaybettiler. En son 15 Temmuz’da terör örgütü olan ve FETÖ askeri bir darbe kalkışmasında bulanarak belki de cumhuriyet kurulduğu günden bugüne ilk defa kendini açıktan göstererek terör adımı attılar.
 
Kendi vergilerimiz ile okuttuğumuz astsubay, binbaşılar, albaylar, generaller, polisler, emniyet müdürleri, valiler, avukatlar, savcılar, hakimler, Yargıtay üyeleri bu işin mutfağında yer aldılar.  Öğretmen, doktor, istihbaratçı yaptığımız bizim insanımız dediğimiz hatta bunların “alnı secdeye değiyor Allah tan korkarlar” dediğimiz insanlarımız ellerine ağır silahlar alıp; tank, tüfek, helikopterler ile yaşı 13-20-30-40-60-80 olan kadın erkek ayrımı yapmadan insanlarımızı kameralar önünde canice katlettiler şehit ettiler bunlara şahit olduk.
 
Fetö birinci dünya savaşında bile zarar görmemiş Türkiye Büyük Millet meclisini bombaladı, özel harekât daire başkanlığında yiğit kahraman asker ve polislerimiz uykularında şehit edildiler. Boğaz köprüsünde Erollar, Abdullahlar, babalar, oğullar hunharca katledildi.Yıllarca doğuda bazı devlet görevlileri -adam öldürüyor, hukukun dışına çıkıyor dediğimizde, bize karşı çıkanlar o gün üniformalı teröristler ile karşılaştılar. Sadece üniformalı teröristler mi hayır, cübbeli teröristler, kravatlı teröristler rütbeli teröristler ile de karşılaştılar.
 
Türkiye son on yılda ekonomik sosyal ve kültürel alanda ciddi büyümüş ve Ortadoğu’da bir güç haline gelmiş küresel güç olma yolunda hızlı adımlar ile ilerlemektedir. Tüm Avrupa ülkeleri ekonomik alanda geri giderken Türkiye ekonomisi en hızlı büyüyen ilk beş ülke arasında yerini almış ve bir çok alanda ise birinci yada ikinci olmuştur.
Türkiye Ak parti iktidarından önce savunma alanında % 20 imalat yaparken bugün savunma sanayisinde % 70 imalata girmiştir. Yani kendi tankını helikopterini uçağını savaş gemisini teknolojik alt yapısı ile yapan bir ülke noktasına gelmiştir. Türkiye Nükleer santral anlaşmaları ve enerji koridoru anlaşmaları ile stratejik öneme sahip olmuş ve artık kendi ihtiyacını kendisi giderecek ilk yirmi ülke arasında yer almıştır.
 
Eğitim sağlık ulaşım alalarındaki devrimler ile insanlarımızın hayat standartları yükselmiş milli gelir 2 bin dolardan 14 bin dolarlara gelmiştir. Türkiye dünyanın en büyük havalimanını yapmaya karar vermiş ve bu yol ile de dünya jeopolitik durumunu değiştirmiştir. Ayrıca kanal İstanbul projesi ve buna benzer büyük projeler ile kendinden söz ettiren yatırımcıların akın akın geldikleri bir ülkeye dönüşmüştür. Tüm bunlar olurken Türkiye kendi içinde terör örgütleri ile mücadelede kararlı adımlar atmış yetmemiş Suriye ye girerek mazlum insanlara sahip çıkmıştır.
 
Türkiye, ezberleri bozmuş ve kendisine silah vermekten korkan ittifak ettiği ülkeleri zorda koyacak adımlar atarak kendi ülkesinin ve milletini çıkarlarını ön planda tutan siyasi yaklaşımlar ve politikalar belirleyerek adım atmaktadır.
 
Türkiye, dünyanın neresinde olursa olsun insanlık onuruna zarar veren herkesin karşısında duruş sergileyen küllerinden ayağa kalmış bir ülke olmuştur. Bu diriliş elbette kabilin çocuklarını sara annemizin çocuklarını rahatsız etmektedir. Bu RAHATSZILIĞI GÖRENLER kendi içimizde beslediğimiz hoca kılıklı teröristi yanına alarak ülkemizde bir darbe kalkışmasına bulundular. İncirlikten kalkan savaş uçakları ile insanlarımız katledildi. Diyarbakır askeri havaalanında kalkan uçaklar meclisi bombaladılar. Sandılar ki insanlarımız korkacak, sandılar ki kimse karşı koymayacak Tarihte yanıldıkları gibi bir kes daha yanılacaklardı.
 
Reis, o gün kameralar karşısına çıktı ve milleti devletine bayrağına sahip çıkmak için sokaklara havalimanlarına davet etti. Kısa bir telefon msj ile eline ay yıldızlı bayrağı alan herkes şehit olma arzusu ile ailece tanklara helikopterlere silahların namlularına hedef olmak için sokaklara döküldüler. Canlardan siperler oluşturdular.
 
Namlularından ölüm yağan silahlara ay yıldızlı bayraklar ile koştular.
 
Bazı terörist eller tetiği çekerken, bazı eller anneleri kız kardeşlerini babalarını namlu ucunda ay yıldızlı bayrakla kendilerine doğru geldiklerini görünce ellerini tetikten çekip kendilerine koşanları kucakladılar.
O gün babaların kucağında 15 yaşındaki çocuklar can verdi.
O gün çocukların kucağında anneler ve babalar can verdi.
O gün her bir can bir bomba oldu ve tankların altına kendilerini bıraktılar.
O gün hava bu şahadetler ile bir başka koktu.
Milletçe herkes sabahlara kadar canını siper ettiler aylarca uyku uyumadılar insanlarımız hep tetikte bekledirler.
 
Millet darbenin ne demek olduğunu Adnan Menderes asıldığında çok iyi biliyordu.
Buna şahit olan babalar hep bir pişmanlık ile büyütmüşlerdi çocuklarını.
Çocukları kendi çocuklarına bir kahramanlık destanın anlatmak istiyorlardı. Milletine silah çekenler kendi askerimiz olsa da aslında tetiği onlara çektirenlerin kim olduğunu çok iyi biliyorlardı. Reisi kimse zalimlere vermek istemiyordu. Artık recep Tayyip ERDOĞAN sadece Ak partinin değil Milletin lideri olmuştu siyasi kimlikler bir tarafa atılmış doğusundan batısına herkes reis üzerinden devletine milletine ve bayrağına sahip çıkıyordu. Bu bir egemenlik sorunuydu ya esaret altında yaşamaya karar verecektik yada özgürce yaşamaya karar verecektik.
Milletimiz özgürce yaşamaya karar verdi ve ikinci bir kurtuluş mücadelesi başlatarak canına karşılık özgürlüğümüzü bir kes daha satın aldık.
 
250 şehidimiz ve 2.200 gazimiz ile yeni bir Türkiye uyandık. Bu olay sonrası içimize sızan bu terör örgütünün ne kadar tehlikeli olduğu ciddi anlamda anlaşılmış oldu.
 
Dünyanın en büyük, en tehlikeli terör örgütü bastırılmış ve hala devam eden temizlik sürecinin ilk adımları atılmaya başlanmıştı. Sonrasında görüldü ki devlet içinde devletin tüm kademelerine kadar sızmış bir terör örgütü, kendi insanlarımızı kandırmış, hipnoz edilmiş bir yapı ile karşı karşıyaydık.Yüzbinlerce insan memuriyetten tasfiye edildi hala mücadele devam ediyor. İş adamaları sanatçılar hâkimler askerler polisler vs. Hepsi bu işin içinde yer almış ve aslında şehit ve gazilerimizin sayesinde devletimizin içi temizlenmiştir.
 
Neden terör örgütleri bitmiyor ‘un cevabı bulunmuştu artık.
Yıllarca terör örgütleri ile birlikte hareket eden aynı yerden beslenen asker polis ve hukukçular varmış. İşi terör ile mücadele etmek olanların teröristler ile işbirliği ortaya bir bir çıktı. Geçmişte Kürt sorununun temelini oluşturan insan hak ve özgürlüklerin önündeki tüm engellerin altında bu yapı tarafından oluşturulduğu şimdi daha net görülüyordu. Devlet içine sızmış cübbeli ve üniformalı kravatlı teröristler elinde silah olan dağdaki teröristler ile meğer iş birliği içerisindeymiş. Böyle bir durumda ülkede neden terör örgütlerinin bitmediği daha net anlaşılmış oldu.
 
Bu vesayetçi yapıların oluşmaması için devlet kendini temizledi ve sistem değişikliğine gidilerek cumhurbaşkanlığı hükûmeti sistemi referandum yapılarak geçildi. Allah şehit ve gazilerimizden razı olsun bakın şimdi başkanlık sistemine geçtik ve artık bundan böyle terör örgütlerinin devlet içine bu kadar rahat sızmaları mümkün olmayacak. Seçim ile gelen bir cumhurbaşkanı ve parlamento görev ayrımı yaparak daha hızlı düşünüp daha hızlı hareket edeceği ve bir çok gelişmiş ülkelerde benzeri uygulanan milli bir sisteme geçtik.
Kimse hak ve özgürlükler noktasında bizi bir başka ülke ile bizi kıyaslamasın. Türkiye diğer sözde gelişmiş ülkeleri gibi insan hak ve özgürlükler noktasında ezelinden beri daha ileri bir boyuttadır. Türkiye ne geçmişinde nede şimdi milyonlarca insanı katleden bir sömürü düzeninin içinde yer almamıştır. Abd katlettiği Kızılderililerin hesabını vermeden, Avrupa ülkeleri Afrika’da katlettikleri siyahilerin hesabın vermeden, dünyanın gözü önünde Müslüman coğrafyalarda milyonlarca insanın katliamlarına göz yuman batılılar bunu hesabını vermeden bizlere insanlık ve hukuk dersi vermeye çalışmasınlar.
 
Bizler İNSANLIK ONURUNUN mücadelesini veriyoruz. 15 Temmuz özgürlük mücadelesi ile yeni medeniyetin yazıldığı yeni bir diriliş ile kıyama kalktığımız yeni bir Türkiye’nin ilk adımlarıdır.
 
Çağ açmış ve kapatmış onlarca medeniyetin doğduğu coğrafyada kendi küllerinden dirilişe geçen bir TÜRKİYE den bahsediyoruz. 15 Temmuz ile bitlikte Yenikapı ruhu şekillenmiş ve farklı siyasi düşüncelerin ortak aidiyette buluştuğu yeni bir siyasi anlayış ortaya çıkmıştır. Yenikapı’da tüm siyasi partiler bir raya gelmiş ve vatanına milletine devletine sahip çıkmışlardır.
 
15 Temmuz, Kürtlerin bu ülke için ne kadar ayrılmaz bir unsur olduğunu ve bu ülkeye düşmanlık yapmak isteyen ve bölmek isteyenlere prim vermediğinin kanıtı olduğu bir gündür.
15 Temmuz, solcu ve sağcısı ile Chp ve Ak parti Mhp ve Hdp, saadet, hüdapar, Bbp, si ile birlikte bu ülkede hep beraber yaşamanın ne kadar anlamlı olduğunun bilindiği ve tescil edildiği gündür.
15 Temmuz, alevi ve Sünni ile ülkemizin hepimizin sahip olduğu en önemli değerler olduğunun kanıtlandığı bir gündür.
15 Temmuz, İbrahim milletinin bir parçası olarak tek millet olduğumuzun ay yıldızlı bayrağımızın üzerinde hepimizin kanının olduğunun ispat edildiği bir gündür.
15 Temmuz, yeni bir Türkiye’ye uyandığımızın gündür.
 
Allah kimseyi vatansız bırakmasın. Bu toprakların her karışında binlerce yıldır tereddüt etmeden canını veren şehitlerimizin kanı vardır. Biz tarihin hiç bir döneminde elde ettiğimiz hiç bir değeri ucuz kazanmadık. Bizim gidecek başka bir yerimiz ve vatanımız yok. Bedeli ne olursa olsun dedelerimizin kanları ile bizlere miras bıraktıkları bu toprakları ve değerlerimiz koruyacağız. Bunu yaparken 780 bin kilometre kare içinde yaşayan ve vatandaşlık bağı ile devletine bağlı olan dini dili ırkı ne olursa olsun hepsi ile birlikte bunu yapacağız.
 
Yaşam tarzınız ve siyasi görüşünüz ne olursa olsun, hepimizin ortak aidiyeti, Ay yıldızlı bayrağımız ve devletimiz milletimiz ve vatanımızdır. Bu dört temel ilke kalıcı oldukça hep birlikte barış ve güven içinde saygı çerçevesinde yaşamaya devam edeceğiz.
 
Bu anlamda 24 haziran seçimlerinden sonra yeni bir sistem ile vesayetçi yapıları tarihe gömen ve bu uğurda katlısı olan siyasi görüşü ne olursa olsun tüm insanlarıma teşekkür ediyorum.
 
Bu anlamda yeni bir sistemin oluşmasında katkı sağlayan 15 temmuz şehitlerimiz ve gazilerimiz başta olmak üzere, 1071 Malazgirt savaşından bu güne kadar şahadet şerbeti içerek kanı ile özgürlüğümüzü elde ettiren tüm şehitlerimize teşekkür ediyorum. Şehitlerimizin bize değil bizlerin onlara ihtiyacı vardır.
 
Cenneti kanı ile satın alan şehitlerimize selam olsun. Onları hepimizin kıskanması gerekir. Allah şahadeti bu şekli ile bizler de nasip etsin.

Cuma İÇTEN
15 Temmuz 2018